ŞAPKADAN TAVŞAN DEĞİL TRAKTÖR ÇIKTI  

Posted by basketçi


Kepez Belediye koçu eski şampiyon koçlardan Halil Üner şapkasından çıkardığı tavşanlar ile büyük bir ün yapmıştır. Geçen sene şapkadan çıkan tavşanlar Daçka’yı kümede tutmuş ve ligin sürpriz takımı yapmıştı. Bu yıl aynı kelebek etkisi Halil Üner Kepez’in başına geçmesi ile kendisini gösterdi. Halil Üner takımın başına geçmeden önce Traktör Kepez bench’inin derinliklerinde pas tutmak üzereydi.
Robert ‘’Traktör’’ Traylor Dallas tarafından bir NCAA yıldızı olarak draft edildiğinde, Dallas taraftarları büyük bir mutluluk yaşamış ancak daha ismini dahi duymadıkları Alman 2. liginden gelen sıska bacaklı bir Alman ile takas edilince bu mutlulukları çok kısa sürmüştü. Michigan üniversitesinin yıldızından iki tane Alman oyuncunun fiziğinde adam çıkabilirdi, sırf bunun için bile Dallas taraftarları ilk tepkilerinde haklıydılar. (Tabiî ki sonradan her Dallas’lı yapılan bu takasa milyon kere dua etti)
Traktör bu yıl ligimizin en büyük renklerinden bir tanesi, her hafta acaba maçı yayınlanacak mı diye büyük bir keyifle bekliyorum. Maç boyu gözünüzü bir an dahi kaçıramıyorsunuz, pivot adımları, pasları, ribaundları, yer tutuşları, pozisyon alışları, ikili oyunları, kovaladığı aley hoop’ları her seferinde buram buram kalite kokuyor.
Kepez takımına baktığımız zaman iki tane üst düzey oyuncu görüyoruz, her iki oyuncuda Avrupa da her takımda rahatlıkla oynayabilecek yetenek ve kapasiteye sahip. Gereld Fitc’i daha önce Galatasaray da izleme ayrıcalığına sahip olmuştuk. Bu sene için Kepez’in en büyük şanslarından biri bu düzeyde iki oyuncuya sahip olmaları. Fitch ve Traktör çok etkili ve tehlikeliler ancak yanlarında oynayan oyuncular onlara ayak uydurdukları anda çok daha tehlikeli hale gelecekler. Galatasaray Cafe Crown karşısında diğer oyuncular bu ikiliye oldukça fazla destek sağladılar.
_Levent Bilgin_
Hakan Erol az hata ile iyi savunma yaparak ve skora içeriden dışarıdan zorlayarak katkı yaparken, Levent pota altını ayakta tuttu ve ligimiz için ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu gösterdi. Galatasaray’ın esame listesi uzunluğundaki uzun oyuncu rotasyonuna Traktör’ün yanında tek başına direnip onlara üstünlük kurdu. Çok sevdiği dış şutunu da istikrara kavuşturduğu an daha üst düzey takımlarda da kendisine şans bulacaktır. Barış Güney biraz olsun Reşat Güney ayarında şut sokabilseydi şu anda çabukluğuyla, savunmasıyla her iki pozisyonu da oynayabilme kapasitesiyle ligin en değerli oyuncularından birisi ve milli takımın değişmez parçası idi. Berent Kavaklıoğlu’nu rakip takımın veteran oyuncusu Cüneyt’e benzetiyorum. Dış şutlardaki başarısı onu vazgeçilmez kılıyor.
Kepez’in Galatasaray Cafe Crown karşısındaki oyununu her maç devam ettireceğine inanıyorum.
Gelelim zaten çok iyi olan kadrosunu takviye eden Galatasaray Cafe Crown’a, Galatasaraylı oyuncular maç boyu nasıl olsa maçın sonunda biz bunları yakalar ağırlığımızı koyar ve öne geçeriz diyerek oynadılar. Maçın sonunu ise çok erken atışlarla ve gereksiz şutlarla bozuk para gibi harcadılar. Galatasaray’ın genç takımı bile herhangi bir maçın sonunu böyle oynamaz. Topu getir iki pas bilemedin üç pas hoop kaldır üçlük at. Böyle bir hücum tarzı ile kazanman zaten imkânsız.
Yeni takviyelerden Hoosley kadrosuna dahil olduğu her takıma sınıf atlatacak tarzda bir oyuncu ancak takımı ile henüz kimya uyuşmasını halledememiş, Kepez karşısında maçın sonunda kullandığı boş ama isabetsiz şutlar Galatasaray’ın sonunu hazırladı. Diğer Amerikalı Tolliver ise elde bu kadar kıymetli uzun varken neden alındı bir türlü anlayamadım. Elinde Milojevic gibi bir adam varken bundan en üst seviyede faydalanmak lazım, Tolliver’in Milojevic’den tek bir artısı var oda şutu. Kepez maçında da gördük ki bu artı Galatasaray Cafe Crown’a yarardan ziyade zarar getirdi. Tolliver tercihini son derece yanış buluyorum. Tolliver yerine bana göre üst düzey bir oyun kurucu alınmalıydı. Takımın iki oyun kurucusu da iyi oyuncular yalnız her ikisi de 2. adam olabilecek kapasitedeler. Cüneyt Erden yaşı itibari ile sakatlıklar yaşıyor ve her daim aynı etkiyi gösteremiyor. Cüneyt 2. adam olarak takıma her zaman üst düzey katkı verecektir ancak 1. adam olarak çok daha iyi elit bir isim takımın bünyesine katılmalıydı. Bu isim Gerald Fithc dahi olabilirdi.
Galatasaray Cafe Crown takımının en büyük problemi savunma zaafları, özellikle Kepez karşısında Telekomvari bir oyun sergilediler. Ne zaman takım halinde savunma yaptılar o zaman Kepez’i zor duruma düşürüp skorda öne geçtiler ancak savunmayı maçın geneline yaymadıkları için Kepez’in büyük skorerleri Fitch ve Traktör Galatasaray Cafe Crown’ın fişini çektiler.
Galatasaray Cafe Crown takımında savunmanın iki tane ilacı var bunlardan biri Cemal Nalga diğeri ise Erdem Türetken. Cemal çok az bir süre alırken Erdem sahaya adımını dahi atamadı. Galatasaray bu sezon bu üst düzey kadrosu ile şampiyonluk yaşamak istiyorsa takım halinde savunmasını bir an önce sertleştirip maçın geneline yayması lazım.

İlker KESER/basketci14@gmail.com

Tekno-Efes  

Posted by basketçi

Efes Pilsen, yıllardır göremediğimiz savunma sertliğini, ona Avrupa Şampiyonluğunu kazandıran savunma sertliğini sonunda tutturmayı başarmış görünüyor. Yalnız yoğurt yapmak için bile her zaman aynı malzemeyi ve aynı kıvamı tutturabilmek gerekli. Avrupa’dan yeni kupaları sarıp sarmalayıp ülkemize getirmesini beklediğimiz Efes Pilsen aynı savunma sertliğini bundan sonra hem şimdiden başlayarak önümüzdeki sezonlara hem de maçın içinde tıpkı bugünkü gibi genele yayarak yapması şart.
Telekom karşısında oldukça formda ve etkili görünen takım halinde rakibini yakan ama Gricek ve Mirsad’ın etkili skor patlamaları ile Telekom’u adeta sürklase eden Fenerbahçe Ülker; Efes Pilsen karşısında potaya bakmaya dahi vakit bulamadı. Gricek bol bol ‘’air ball’’ yaparken Mirsad 13 sayı ile ayakta kalan tek isimdi. Marques Green maçın başında Ergin Ataman’ın ‘’flot’’ etmesi ile üst üste sayılar buldu ancak takımının ondan katkı beklediği anlarda ortalıklarda görünmemesi boyundan dolayı değil sadece sinmesinden dolayı idi. Sayı atamaması bir yana oyunu kurmada dahi zorluk yaşadı, verdiği sayı pası sadece 2 yazı ile ‘’iki’’ idi.
Efes Pilsen maçın hemen başında, sakatlığından dolayı uzun süre faydalanamadığı Mario Kasun’un pota altındaki etkili ve kuvvetli oyunu ile Fenerbahçe Ülker uzunlarını adeta denize döktü. Ender takımı iyi oynadığı zaman iyi oynayan bir oyun kurucu, bugünde takım iyi oynadığı için tıkır tıkır oynadı. Gerçi karşısında kayda değer bir isim sahne almadı. Kerem Tunçeri’nin varlığı Efes Pilsen’i oldukça rahatlatmış hele birde Vujanic’in sakatlığının üzerine gelince Efes Pilsen’e ilaç gibi geldi bu transfer. Amerikalı kısalar savunma direncinin temelini oluşturarak en önemli katkıyı yaptılar.
Efes Pilsen-Fenerbahçe Ülker yarı finali erken finaldi çünkü diğer taraftan hangi ekip gelirse gelsin bu iki takımın dev kadroları ile mücadele edemezlerdi. Erdemir Galatasaray Cafe Crown önünde iyi mücadele ederek maçı bileğinin hakkı ile kazandı ama yalnızca 2 oyuncu ile yani Hüseyin Beşok ve Murat Kaya ile oynayan rakibini iki uzatmada zar zor yenen Erdemir 12 kişi ile oynayan Efes Pilsen’e ne dayanabilir nede direnebilir. Hatta Efes Pilsen savunma direncini tekrar bu düzeyde tutar ve bunu maçın geneline yayarsa inanılmaz bir fark olabilir.
Galatasaray’ın elenmesinin tek bir nedeni vardı oda Galatasaray’ın başında Ahmet Çakı gibi bir teknik adamının olmayışıydı. Bu koç Koray Mincinözlü’nün suçu değildi, koç Mincinözlü zaman geçtikçe takımına daha hakim olacaktır çünkü onun basketbol bilgisinden en ufak bir kuşkumuz yok. Galatasaray’ı sezonun başında hem bayanlarda hem de erkeklerde şampiyonluk adayı olarak görüyordum. Bu yargıya takım kadrolarına ve takımların başında yer alan koçlara bakarak varmıştım ama yanlış yapmışım. Esas bakmam gereken yer takımın yönetimi imiş. Eğer oraya daha önce baksaymışım bu tabloyu daha önce çizebilirmişim. Galatasaray basketbolunun emanet edildiği kişi be yazık ki basketboldan hiç anlamıyor. Anlamadığı gibi Cem Akdağ gibi büyük bir koçu dahi harcayabiliyor. Cem Akdağ harcandıktan sonra Murat Özyer zaten çerez kalır. Yalnız bu isimler kolay telafüz edilebilecek isimler değil. Cem Akdağ’ın ve Murat Özyer’in kıymetleri tıpkı Nur Germen ve Levent Topsakal gibi bilinememiştir.
Zafer Kalaycıoğlu olayına hiç girmek dahi istemiyorum. Galatasaray başkanı bu olaya mutlaka el atmalı ve yönetim zafiyetlerini çözümlemeli. Kısa vadede yapılacak en iyi iş Nur Germen veya Yalçın Granit gibi bir büyüğü tam yetki ile göreve getirilmeli. Göreve gelecek isim sadece başkana bağlı olmalı.
Erdemir yıllardır kendi halinde mücadele eden her gelen yabancının mutlu olduğu ve severek oynadığı bir takım. Ahmet Çakı kıskanılacak bir koç çünkü kimsenin hayal edemeyeceği yaşlarda ligimizin en önemli takımlarında görev yaptı. İlerideki yıllarda hızını kesmez ve son sürat yükselişine devam eder inşallah. Ahmet Çakı oyun kurucu seçimlerini yerinde ve zamanında kullandı. Erdemir’in yeni Amerikalısı Antwain oldukça etkili oynadı. Özgür Bıyık üst üste 2. kez final oynayacak. Emre ve Erdal takımın alçıları gibiler takımı bir arada tutuyorlar. Thomas hücum güzü çok zayıf ama çok sert bir adam tam bir ribaund canavarı. Burgess geçen yılki formundan oldukça uzak daha iyi olmalı. Caner Şentürk’den ve Alper Yılmaz’dan özellikle final maçında daha fazla yararlanılmalı.
Türk Telekom 20 sayı yiyerek son şampiyona yakışmayacak şekilde veda etti. Benetton’dan 30 ye, Fenerbahçe Ülker’den 20 ye…
Bu nereye varacak….


İlker Keser
basketci14@gmail.com

TANJEVİC’İN TERCİHLERİ  

Posted by basketçi

Chris Lofton Beko All-Star 3 sayı yarışmasında değerlendiremediği şutların hepsini Fenerbahçe Ülker’e saklamış. Eski Tennessee yıldızı çok üst düzey bir oyuncu ama Mersin Büyükşehir Belediyesi Lofton’un 13 adet 3 sayılık basketi ile gelen 47 sayısı sayesinde maçı kazanmadı, maçı kazandıran en önemli faktör takım halinde yaptıkları oldukça sert savunma oldu.
Mersin ekibi yabancı tercihlerini öncelikle bilindik oyunculardan seçerek sürprizlerin önüne geçmiş. Kimani Friend ve Eddie Basden Beşiktaş ve Fenerbahçe taraftarlarının çok sevdiği oyunculardı. Lofton, yakın gelecekte Euro Leage de izleyeceğimiz önemli bir NCAA yıldızı. Oyun kurucu olarak oynayan Lester Mc Calebb bire birde rakibini çok çabuk geçebilen saha görüşü oldukça geniş olan bir oyuncu. Bugüne kadar oynadıkları tüm maçları büyük bir mücadele ile oynayan ve kaybettiği maçları dahi son toplarda kaybeden Mersin B.B play off’lar için ciddi bir bende varım mesajı verdi rakiplerine.
_Tanjevic’in Tercihleri_
Koç Tanjevic ülkemize ayak bastığı andan itibaren yaptığı tercihler ile kamuoyunun genelinde hep eleştirildi. Solomon geçen iki sezonda taraftarın adeta sevgilisiydi ve bu takımın bel kemiğini temsil ediyordu. Tanjevic bu sezonun başında Solomon’u tıpkı İbrahim Kutluay gibi istemedi. Aslında kulüp basketbolunda bir koç herhangi bir oyuncuyu istemeyebilir çünkü yerine sınırsız alternatif şansınız olabilir ancak gelen oyuncu giden oyuncunun ayarında olmalıdır ki takım içindeki dinamikler yerinden oynamasın. Fenerbahçe Ülker geçen seneki sistemi ile oynamasına rağmen geçen yılın çok uzağında. Solomon’un gitmesi ile takım sadece liderini değil böyle sıkıntılı maçlarda winner özelliğini öne çıkartıp takımı maçın içerisinde tutan adamını da kaybetmiş oldu.
Solomon’un yerine gelen oyun kurucu gerek fiziksel özelliklerinden gerekse daha önce hedefleri bu kadar yüksek bir takımda yer almamış olmasından doğan zorluklarla uğraşmaktan takımın yükünü sırtlamaya fırsat bulamadı. Günümüz basketbolunda oyun kurucuların boyları dahi 1,94 civarı olduğu için karşısında Marques Green’i gören herkeste şut atma isteği doğuyor. Her önüne gelen Marques Green’in üzerinden şut attığı gibi kritik anlarda rakibin üstünden şut atmanız gibi bir olasılığınızda ortadan kalkmış oluyor. Geçen yıllarda Solomon’dan bunu sıkça görmeye alışmış olan Fenerbahçe Ülker seyircisinin gözleri bu anlarda ortaya çıkacak birilerini arıyor.
Sezonun başında bu görevi ben dâhil herkes Gricek’den bekliyorduk ancak Gricek sakatlanınca işler iyice karıştı. Sakatlıktan çıkan oyuncunun da birden bire Rıdvan Dilmen edasıyla sahaya çıkıp sanki hiç sakatlanmamış, maç ve idman kaçırmamış gibi oynamasını bekleyemeyiz.
Bu noktada Tanjevic’in iki tane tercih hatasını görüyoruz:
İlki zaten aşikâr; Solomon yerine Marques Green tercihini dünyada yapacak başka bir koç herhalde yoktur. İkincisi ise ilkine nazaran daha da ağır çünkü Solomon’un ardından İbrahim Kutluay’ın takıma dönmesine izin vermeyerek takımı hem lidersiz bıraktı hem de Gricek’den faydalanamadığı dönemlerde onu aratmayacak olan bir oyuncuyu da kaybetmiş oldu. Gricek ve Devin Smith iyi oyuncular ancak lider ruhlu değiller, skor artıyorlar ama içlerinde takımı sürükleme gibi bir güdü yok. Oysaki bu güdü hem Solomon da hem de İbrahim Kutluay da fazlasıyla vardı. Gricek ve Devin Smith’i bir kenara bırakırsak bu işi yapabilecek iki kişi daha göze çarpıyor ancak bunlardan Damir Mrsıc oldukça yaşlı Emir Preldzic ise oldukça genç. Keşke sene başında Aziz Yıldırım daha önce Damir Mrsıc olayında olduğu gibi İbrahim Kutluay’ında arkasında dursaydı ama eski defterler çok kalın olduğu için bunu göz ardı etti. Solomon’un takımdan ayrılması bir nevi kendi tercihiydi çünkü ya Bogdan Tanjevic ya ben diyerek kapıları kendisi kapatmıştı ama İbrahim Kutluay bu formayı giymeye oldukça hevesliydi.
Koç Tanjevic ülkemizde kaldığı sürece yaptığı tercihler hep tartışılacak gibi;
*Mehmet Okur yerine Semih Erden’in milli takımda el üstünde tutulması.
* Milli takıma yıllarını vermiş milli takım forması giyerken sakatlanarak kariyerini sekteye uğratmış olan Hüseyin Beşok’u Fransa ligi (Pro A) MVP’si olduğu dönemde bile milli takıma almaması onun yerine Fatih Solak’ı alması. (2010 yılında yaşlı olacağı için milli takıma alınmayan Hüseyin Beşok en son oynanan Fenerbahçe Ülker-Galatasaray Cafe Crown maçında 23 sayı atarak takımını zafere ulaştırmıştı.)
*Kerem Tunçeri’yi Ömer Onan’la beraber çok önemli turnuvalar da kadroya almadı, özellikle en formda olduğu İspanya döneminde İspanya da Real Madrid’in salonunda oynanan maçlara Kerem Tunçeri yerine Hakan Demirel’i tercih etmesi.
*Tutku Açık gibi saha görüşü, pas yeteneği, oyun okuması ve takımı oynatmadaki becerisi üst düzey olan bir oyun kurucunun yerine Ender Aslan da ısrar etmesi.
*Hüseyin’den vazgeçtik Ömer Aşık sakatlanana kadar 2010 da takımın belki de bel kemiklerinden birisi olacak olan Oğuz Savaş’ın şampiyona kadrolarına girememesi ama Fatih Solak’ın dünya kupası oynaması.
Bunlar ve benzeri tercihleri ile Tanjevic her zaman tartışılacak gibi görünüyor.
_Fenerbahçe Ülker Euro Leage de Galibiyet Alabilecek mi?_
Bu aralar forumlarda Fenerbahçe taraftarlarının dilinde Euro Leage de acaba galibiyet alabilecek miyiz sorusu hâkim. Genel olarak yapılan eleştiriler yine Koç Tanjevic’in tercihlerine yönelik. Vidmar ve Emir’in yanı sıra Marques Green’in yerine başka oyuncular tercih edilmiş olsaydı şimdi takımımız Euro Leage’in devlerinin korkulu rüyası olurdu yorumları yapılıyor. (Hemen herkes Vidmar’ın yerine Lavrinovic, Emir’in yerine İbrahim Kutluay ve Green’in yerine Solomon hayalleri kuruyor. Bence kesinlikle haklılar.)
Gerçekten de takımın genel görünüşüne baktığımızda CSKA Moskova ve Siena gibi dev ekiplere karşı içeride dışarıda pek şansı yok gibi görünüyor. Geriye kalan Cibona Zagreb ise kendi evinde tam bir kral olduğu için geriye sadece İstanbul da oynanacak olan Cibona maçı kalıyor.
Fenerbahçe Ülker özellikle evinde oynayacağı maçlara var gücü ile asılması gerekiyor. Gricek’in sahaya tam olarak ağırlığını koyması ve skor gücünü arttırması Fenerbahçe Ülker’in guruptan çıkma şansını önemli ölçüde etkileyecektir.
Son olarak Lofton’un bu performansını uzun zamandır göremiyorduk. Lofton bu maç ile: Harun Erdenay’ın Panionios’e attığı 44 sayı, Henry Turner’ın önce Avrupa da sonra ligde üst üste attığı 46 ve 42 sayılık performansları, Ufuk Sarıca’nın Teamsystem Bologna’ya attığı 34 sayı, Hüsnü Çakırgil’in rakipten bile fazla sayı attığı Avrupa maçı (Ask Riga 41, Hüsnü Çakırgil 42 atmıştı) ve İbrahim Kutluay’ın sayısız performansının yanında Hırvatistan’a attığı 50 sayılık performansı gibi unutulmazlar arasına girdi.

İLKER KESER/basketci14@gmail.com

YERLİ GUROVİC POLAT  

Posted by basketçi


Galatasaray Cafe Crown; Cüneyt Erden’in sakatlığından bu yana oyun kurucu bölgesinde oldukça büyük bir sıkıntı yaşıyor. Cüneyt Erden Tofaş’ın henüz genç oyuncularından biri iken asıl oyun kurucu sakatlanmıştı ve hepimiz yerine Cüneyt Erden’in oynamasını beklerken, takımın koçları Cüneyt yerine Steven Rogers’ı oyun kurucu olarak kullanmaya çalışmış ve başarılı olamamışlardı. Şimdi Cüneyt Erden sakat ve onun yerine oyun kurucu olarak Antonio Graves oyun kurucu olarak oynamaya çalışıyor.
Galatasaray Cafe Crown’ın en büyük problemi de işte tam bu noktada başlıyor. Graves iyi bir iki numara ancak aynı Steven Rogers gibi oyun kurucuda bulunması gereken özelliklerin nerdeyse hiçbirisini taşımıyor. Bir önceki Antalya Büyük Şehir Belediye maçında oldukça skorer bir oyun oynayarak bu sorunu biraz ortadan kaldırmıştı ancak bu maçta temposunu bulamadığı için yarardan çok zararı oldu. Bana göre oyun kurucu olarak maça mutlaka Rashid Atkins ile başlanmalı yedeği olarak da genç takımın oyun kurucusu dahi olsa orijin bir oyun kurucu kullanılmalı oda olmadı geçen yıl oyun kurucuların sakatlığında özellikle Avrupa maçlarında çok iyi bir performans sergileyen Murat Kaya guard olarak kullanılmalı.
Banvit maçına yakından baktığımızda Rashid Atkins’in sahada olduğu ve Antonio Graves’in shoting guard olarak oynadığı dakikalarda Galtasaray Cafe Crown’ın çok daha etkili ve tehlikeli oynadığını görüyoruz. Rashid Atkins hem takımını çok iyi yönetti hem de takımına skor katkısı yaparak takımını rahatlattı. Yaptığı baskılı savunmayı ve takımına kazandırdığı topları da unutmamalı.
Galatasaray Cafe Crown çok da iyi basketbol oynamadığı, eksiklerinin olduğu bir günden galibiyet çıkartarak şampiyonluk adayı olduğunu göstermiş oldu.
_Yerli Gurovic Polat_
Polat Kocaoğlu sezonun başında şanssız bir sakatlık geçirmiş ve takımını yalnız bırakmıştı. Banvit maçında cezalı olan Gurovic’in dış şut tehdidini Galatasaraylılar bu maçta hiç aramadı çünkü bu işi TBL ‘de yıllardır yapan Polat Kocaoğlu dış şutları ile Banvit’i adeta çökertti. Banvit maç boyu Polat’a çözüm üretemedi.
Banvit takımında Yunus her zamanki gibi beklenen dış şut katkısını yaptı ancak bu iş sadece dış şut atmakla olmuyor, Erdem ile eşleştiğinde çok zayıf ve güçsüz kaldı, Murat ve Graves gibi oyunculara karşı ise oldukça yavaş kaldı. Yunus Çankaya’daki şut yeteneği Erkan Veyseloğlu’nda olsaydı Erkan şimdi Euro Leage seviyesinde oynuyor olurdu.
Joseph Crispin Banvit’in adeta el freni gibi, ne zaman top kullanacağını asla bilmiyor, yaptığı top kayıpları bu seviyedeki bir oyuncuya hiç yakışmıyor. Kullandığı sorumsuzca toplar kafa kafaya giden maçın Galatasaray Cafe Crown tarafına dönmesine yol açtı. Hafta içi bu oyuncu ile sözleşme uzatıldı, umarım Banvit yönetimi ne yaptığını biliyordur.
Sakatlar iyileştiğinde ve cezalı Gurovic takıma döndüğünde yeni sakatlık verme potansiyeli oldukça yüksek Galatasaray Cafe Crown yeni sakatlıklar yaşamazsa hali hazırda şampiyonluğun en büyük adaylarından biri. Bu yoldaki rakiplerini kesinlikle küçümsememek lazım Kasun’un geri dönüşü ile birlikte Efes Pilsen ağırlığını iyice hissettirmeye başladı üstelik şimdi tek kulvara ağırlık veriyorlar. Fenerbahçe Ülker cephesinde Gricek sahalara döndü, Telekom geçen senelerden farklı olarak Hilmi Taşer’in takıma kattığı sonsuz enerjiyi savunma direncine yansıtabilirlerse yukarıdaki takımların hepsinin önüne geçebilirler.
Galatasaray Cafe Crown galibiyetler almaya devam ediyor, Beşiktaş Cola Turca da diğer takımlara dahil olma yolunda attığı adımların gerisini getirebilirse, basketbol severlere özellikle play off döneminde daha önce hiç yaşanmadığı kadar çekişmeli ve sürprizli bir ligin tadını çıkartmaktan başka bir şey kalmıyor.

İLKER KESER/basketci14@gmail.com

BEKO ALL-STAR  

Posted by basketçi


Ligimizin yerli ve yabancı oyuncularını karşı karşıya getiren organizasyonu büyük bir zevkle izledik. Artık klişe olduğu ve mucizeler olmadıkça klişe olarak kalacak olan sonuçla yabancılar şov maçını kazanmayı bildiler. All Star organizasyonunun bir an önce kabuk değiştirmesi gerekiyor. All Star maçının oyuncu seçimini konusunda değişiklikler yapılmalı.
Aslında Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Ülkemizde yapılan All Star maçlarının ilkleri Asya-Avrupa maçı olarak oynanmıştı, Fast Break dergisinde verilen oyuncu seçimlerini büyük bir iştahla doldurup yollamıştım. İlla Avrupanın diğer ülkeleri gibi yerli ve yabancı karması yapmak zorunda mıyız? Hele İtalya eskiden yerli oyuncularına milli takım forması giydiriyordu, komedi gibi, sanki milli takımları hazırlık maçı yapıyormuş gibi oluyordu.
Asya-Avrupa maçı her zaman denk gelmez oyuncular arada bir; bir yerde birikebilir diyorsanız ki malum Avrupa’dan sadece İstanbul takımları var ve o takımların sadece bir kısmı Avrupa yakasında.
O zaman size haklı olabilirsiniz derim ama yinede bu yöntemden çok daha iyi olduğunu düşünüyorum Bir diğer fikrim ise takımların Avrupa Karması ile Dünya Karması olarak adlandırılması olabilir. Her iki takımın başına da ‘’TBL’’ markamızı ekleriz olur biter. Avrupa karmasında yerli oyuncularımızla birlikte yaşlı kıtanın diğer üyeleri Avrupa Karmasında forma giyerken; Avustralyalılar, Yeni Zelandalılar, Amerikalılar, Afrikalılar vs. Dünya Karmasında mücadele ederler. Maksat ilgiyi ve seyirciyi arttırmak ise bir an önce bu tercihlerden birisi yapılmalı, yoksa her ne kadar bu bir şov olsa da hep yenilmek hoşuma gitmiyor. Gelecek sene yerli oyuncular daha da ezilir ve ıslıklanırsa ne yapacağız?

Smaç yarışması geçen seneye oranla çok sönük kaldı, yarışmayı kazanan Banvit’li oyuncu Jason Forte’yi belki gelecek ay bile kimse hatırlayamayacak. Oysa geçen seneki yarışmada White’ın yaptığı smaçlar hafızamıza derin bir iz kazımıştı.
Şut yarışmasını kazanan Tofaş orijinli Beşiktaş Cola Turca’lı oyuncusu Ömer Ünver yarışmayı kazanmasının yanı sıra herhalde bir de rekor kırdı;3 sayı yarışmasında en fazla şut deneme rekoru  Ömer’in en büyük avantajı; şutunu elinden çabuk çıkarmasının yanında boyunun uzunluğu ve sıçramadan atması. Bütün bunlar bir araya gelince üst üste ikinci şampiyonluk da kaçınılmaz oldu.
Gelelim maça, yabancı karması geçen yıla oranla oldukça zayıftı. Türk oyuncularımız oldukça iyi mücadele ettiler ama sonunda güçlü olan taraf kazanmayı bildi. Türk oyuncularımız içerisinde göze batan isimler; Lütfi Arıboğan ile birlikte Adana’dan çıkan en büyük basketbolcu olan Haluk Yıldırım, Hüseyin Beşok ve Cevher Özer idi. Yerli oyuncular maç boyu çok fazla top kaybı yaptılar. Serkan Erdoğan biraz daha iyi oynayabilseydi maçı dahi alabilirdik. Ender Aslan ve çok beğendiğim Hakan Köseoğlu etkisiz eleman gibiydiler.
Organizasyon da verilen ödüllerin de oldukça tatminkar ve sponsor Beko’ya yakışır olduğunu belirtmek lazım. Traktör Traylor maçın sonunda MVP ödülünü hakkı ile kazanmayı bildi.


İLKERKESER/basketci14@gmail.com

MEHMET ‘’OKUR’’; AMA İYİDE YAZAR  

Posted by basketçi


Mehmet Okur ülke basketbolumuzun yetiştirdiği en büyük basketbolculardan biri belki de en iyisi, en azından kâğıt üzerine bakınca kariyeri bunu bize açıkça dillendiriyor. Oyunu okuma yeteneği çok üst düzeylere ulaşan, All Star olan NBA şampiyonu olan ama milli takımda Semih Erden sıfatına girmesi beklenen efsane basketbolcumuz; İndiana Pacers maçında Utah Jazz tarihinin en çok sayı+ribaunt toplamını bulan pivot’u oldu. Üstelik Utah Jazz tarihinde bunu başarabilmiş iki oyuncudan biri. Diğer oyuncu tabiî ki ‘’Postacı’dan’’ başkası değil, Mehmet Okur herhalde Yugoslav, İtalyan, Yunan vatandaşı falan olsaydı ulusal takımın tüm oyuncuları onun etrafında kurulurdu ve ülkesinde kahraman ilan edilir hatta heykeli bile dikilirdi.
NBA de üzerinden setler oynanan, 26 sayı ortalaması olan bir oyuncuyu biz milli takımımıza alıyoruz ve üzerinden tek bir set dahi oynatmadan hatta potaya sırtı dönük rakibi ile birebir bırakıp tek bir pozisyon dahi hazırlamadan Okur’dan verim almaya çalışıyoruz. Herhalde dünya basketbolundaki rakiplerimiz bu anlayışa şapka çıkartıyorlardır. Milli takım koçumuz yıldızlara inanmadığını ve kişiye özel sistem hazırlayamayacaklarını söylüyor ama Mehmet Okur her seferinde halkı tarafından Nowitzki ile kıyaslandığı için asla beğenilmiyor.
Mehmet Okur dururken bakıyorum, Fatih Solak ulusal takımımızın pivotu olarak sahaya çıkıyor, adım gibi eminim ki Tanjeviç; Semih Erden ile oynamayı her zaman her yerde Mehmet Okur’la oynamaya tercih eder çünkü Semih Erden’i basmakalıba sokabilirsin ama Mehmet Okur çok özeldir. Mehmet Okur’la oynayabilmek için modern basketbol bilginiz en üst düzeyde olmalıdır. Özellikle sahada oyuncularına attığı fırçaları düşünün: Semih Erden’e bağırmak kolaydır çünkü onu milli takımda ilk kez siz oynatmışsınızdır ve daha gençtir ama Mehmet Okur’a bağırmak her pozisyonda onu haşlamak nerdeyse imkânsızdır.
Milli takımının elemelerdeki kadrosuna baktığımız zaman da sırtı potaya dönük oynayabilen tek bir isim dahi gözümüze çarpmıyor. En kalıplı oyuncumuz olan Oğuz dahi yüzü potaya dönükken etkili olan bir isim, hatta potadan uzaklaştıkça sayı gücü artıyor. Avrupa Şampiyonasından sonra koskoca All Star oyuncuna tek bir oyun seti hazırlamadın diye Tanjeviç’e yüklenmiştim. Böyle bir oyuncuyu pota altında bire bir bırakıp rakiple teke tek oynatacak tek bir oyun dahi hazırlamamıştı Tanjeviç, Okur; Semih gibi sıradan oyuncu statüsünde gidip gidip geliyordu. Ribaunt alırsa dönüp oynuyordu, Mehmet Okur’un skor da etkisizliğini gören seyirciler:
Dirk Nowitzki her maç harikalar yaratıyor bizimkiler sayı dahi atamıyorlar diye dev oyuncuya yükleniyorlardı. Ahali ne bilsin Alman milli takımının her hücumu Nowitzki üzerinden yaptığını ama bizim milli takımda yıldız oyuncu diye bir ayrımın olmadığını ve Okur’un üzerinden oynanan tek bir setin dahi bulunmadığını nerden bilsinler.
Mehmet Okur bütün bu olumsuzluklardan etkilenerek ortaya sakatlık balonu uçurup milli takım formasını terletmekten kaçındı bu yaz. 2009 Avrupa Şampiyonasında forma giymesi hem onun hem de ülkemizin yararına olacaktır.
Fatih Solak, Semih Erden, Ermal Kurtoğlu, Kerem Gönlüm, Oğuz Savaş, Kaya Peker gibi isimler çok değerli oyuncular ve mücadeleye dayalı oyunu asla bırakmayan hep ribaunt kovalayan dahası kariyerleri boyunca az süreler almaya ve süre paylaşmaya alışmış oyuncular ile her zaman dünya altıncılıkları alabiliriz elemelerde ortalığı silip süpürebiliriz ama asla şampiyon olamayız. Şampiyonluk büyük oyuncular ile kazanılır, evet bu isimler olmadan ve hâlihazırda sergiledikleri performanslarını sergilemezlerse şampiyonluk yine kazanılamaz ama Mehmet Okur gibi fark yaratan oyuncular olmaz ise madalya sadece hayal olur.
Mehmet Okur’u milli takım forması altında da; 40 dakika süre alıp 43 sayı atmasını, 9 ribaunt almasını canı yürekten istiyorum. Eğer yeterli fırsat tanınırsa bunu yapabileceğini düşünüyorum. 2009 Avrupa Şampiyonasında Hidayet Türkoğlu ile birlikte bizi şampiyonluğa götüreceklerine adım gibi eminim. Yeter ki onlara yıldız gibi oynama şansı verilsin.
2009 All Star maçında umarım Memoyu ve Hedoyu karşılıklı izleme şerefinede nail oluruz.

İLKER KESER
basketci14@gmail.com

BEKO LIVE 2009  

Posted by basketçi

2008’in son demlerinde takımlarımızı masaya yatırıp neler yaptıklarına ve neler yapabileceklerine dair biraz kafa yordum, ligin zirvesinden başlayalım.

EFES PİLSEN
Öncelikle Aydın Örs seslerinden son derece memnun olduğumu belirtmeliyim. Aydın Örs ve Ergin Ataman’ın bu yerlere kolay gelmediklerini büyük adam olmanın öncelikle adam olmaktan geçtiğini ispatladılar.
Efes Pilsen de Tuncay Özilhan; Aydın Örs’e teknik danışman veya teknik koordinatör sıfatı ile takımın bünyesinde yer almayı teklif etti.
Aydın Örs öncelikle bu teklifi eski yardımcısı Ergin Ataman’ın üzerinde bir görev olduğu için kabul etmek istemedi ama Ergin Ataman bu konuda destek verince görüşmeler daha da ciddiye bindi. Umarım Türk basketbolumuzun yararına bir sonuç alınır zira en son bir arada olduklarında Koraç Kupası gibi anlamlı bir kupayı ülkemize getirmişlerdi.
Efes Pilsen bu yıl ligimizin en pahalı ve en iyi kadrosunu kurdu. Ligde kendilerine en yakın kadroya sahip Fenerbahçe Ülker’i incelediğimizde Gordan Gricek’i takımdan çıkardığımız anda takımın özellikle sayı gücünün büyük ölçüde azaldığını aynı açıdan Efes Pilsen’e baktığımızda ise dengelerin daha bir oturduğunu görüyoruz. Bugün Efes Pilsen takımında hangi oyuncuyu takımdan çıkarsan açığını kapatacak bir oyuncu mutlaka var.
Efes Pilsen ligimizde şu ana kadar oldukça başarılı ama aynı şeyi Euro Leage için söyleyemiyoruz, umarım son maçlarında yükselişe geçeceğinin sinyalini veren ekibimiz Avrupa da çıtayı daha da yükseltebilir.
Takıma yeni katılan Cliff Hammonds oyun kurucu pozisyonunda yaşanılan tek düzeliğe bir hareket getirecektir ama Efes Pilsen taraftarlarının gönlünde her zaman Naumoski ayarında bir oyun kurucu yatmaktadır.
Mario Kasun’un takıma sağlıklı bir şekilde katılması Efes Pilsen’e 2009 için en güzel hediye olacaktır. Sinancan’ın süresinin artmasını da sabırla bekliyoruz.

GALATASARAY CAFE CROWN
Murat Özyer geçen sene takımını Uleb Cup da ilk 4’e sokmasının rüzgârı ile bu yılda takımın başında kaldı, ancak bu yıl yapılan önemli transferlerden sonra Galatasaray taraftarlarını ve yöneticilerini ligde oynanacak bir final hatta şampiyonluk dışında bir şey kesmeyecektir. Ancak Galatasaray camiasına baktığımızda herhangi bir şampiyonluk havası sezinleyemiyoruz. Bunda en büyük rol camiayı bu havaya sokacak, tıpkı geçen sene Beşiktaş Cola Turka’da Ergin Ataman’ın yaptığı gibi şampiyonluğu sürekli telaffuz edip camiayı hareketlendirecek birinin bulunmaması. Camiayı hedefe götürecek açıklamaları Levent Topsakal’ın yapmasını bekledik ama oda yönetim tarafından kovuldu, kim bilir belki de ekonomik nedenlerle kovuldu belki de varlığından rahatsız olan kişiler kovdurdu ama her şekilde Galatasaray camiası kaybetti.
Galatasaray camiada genel bir tavır olarak dere geçerken at değiştirmek hoş karşılanmaz ama şu an için boşta olan Orhun Ene liseden Galatasaraylıdır, Galatasaray lisesinin basketbol takımını dünya şampiyonu yapmıştır. Murat Özyer ile devam etmemek benim görüşüme göre şu an yanlış olur ama bir kan değişikliğine gidilecekse bu isim kesinlikle Orhun Ene olmalıdır.
Rashid Atkins Galatasaray Cafe Crown’ın en son transferi oldu. Yıllardan beri çok iyi bildiğimiz bir oyuncu, ama bana göre büyük takım oyuncusu değil daha önce Tekel de ve Banvit de izledik, bana göre buraların oyuncusu yalnız son iki yıl Polonya’da Euro Leage oynaması onu baya geliştirmiş ama yinede hedef şampiyonluksa, o seviyelerin oyuncusu değil. Reese'de ülkemizde daha önce çok başarılı sezonlar geçirmişti ama Beşiktaş da varlık gösterememişti, bakın şimdi Aliağa Pektim de yine süper oynuyor ama bugün gelsin büyük takıma yine başarılı olamaz. Hatırlarsanız Süleyman Youla vardı, adam Gençlerbirliği’nde süper oynuyordu ama Beşiktaş’a gelince sezonun sonunu dahi bulamamıştı şimdi Eskişehir de bakıyorsunuz yine büyük takımları yıkan adam ama yine gelse büyük takıma yine başarılı olamaz çünkü bazı oyuncular büyük takım oyuncusu değillerdir.

FENERBAHÇE ÜLKER
Sezonun en şanssız takımı olarak adlandırabiliriz, Ömer Aşık gibi mükemmel bir potansiyelden hala yoksunlar, Semih Erden takımını bir süre yalnız bırakmak zorunda kaldı, takımın skor lideri olması beklenen Gricek ona ihtiyaç duyulan anlarda sahada sakatlığı nedeni ile yoktu. Yinede bu dönemi en az hasarla atlatmaya çalışıyorlar, ligde üç deplasman yenilgisi aldılar Telekom maçında son saniyede Bekir’in şutu girse sıralamada bir sıra daha aşağıya ineceklerdi. Bu takımın ölüsü Euro Leage de ilk dörde rahatlıkla kalır ama bu sene tüm taraftarları Fenerbahçe Ülker’den dörtlü final bekliyor. Mirsad Türkcan için birkaç cümle sarf etmemek çok büyük haksızlık olur. Şu an için benim gözümde Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi basketbolcularından birisidir Mirsad Türkcan ve sahadaki enerjisine ve katkısına bakınca 10 yıl öncesinden çok fazla bir fark göremiyorum.
Fenerbahçe Ülker’e baktığımız zaman taşların yerli yerine oturduğunu görüyoruz, bu sene için en büyük değişiklik Gricek faktörü olacak ama onu da sahada tam net olarak henüz göremedik. Emir de müthiş bir kıpırdanma var oldukça yararlı oynuyor, Devin Smith hem savunmada hem hücumda katkı sağlıyor. Şu an için tek üzüntüm Serhat Çetin’in fazla süre alamaması çünkü Fenerbahçe Ülker’in dinamikleri belli, son 3 sezondur Ömer Onan şampiyonluğun en kilit ismi. Ömer’in performansının düştüğü herhangi bir seride Fenerbahçe Ülker takımı büyük problemler yaşayacaklardır. Bu yüzden Serhat Çetin her an hazır tutulmalıdır. Emir Preldzic’e tanınan imkânlar Serhat Çetin’e de tanınmalıdır.

TÜRK TELEKOM
Türk Telekom ligin en tempolu hücum basketbolunu oynayan takımı, hücumları için söylenebilecek çok az hata var ama bunların en önemlisi dışa bağımlı bir takım olmaları, kaybettikleri son Antalya maçında kullandıkları 25 üç sayılık atıştan sadece 4 isabet çıkarabildiler. Aslında Telekom o kadar hızlı top çeviriyor ve özellikle Tutku’nun penetre pasları ile ve Michael Right’ın ikili sıkıştırmalarda boş adamı rahat bulması ile çok fazla boş atış imkânı buluyorlar ama bunları değerlendiremeyince yenilgide kaçınılmaz oluyor. Türk Telekom ekibinin en büyük zaafı savunmada yaşanıyor, çok fazla sayı yiyorlar savunma dirençleri bana göre çok zayıf. Kondisyonu bu kadar iyi görünen bir takımın çok daha baskılı ve sert savunma yapmasını bekliyoruz.

ALİAĞA PETKİM
Adana’daki yükselme maçlarında Tofaş ve İ.T.Ü gibi armaları saf dışı bırakıp sürpriz yapan İzmir ekibi ligde de Reese ve Mete Babaoğlu eşliğinde süprizlerine devam ediyor. 2009 boyunca bu performanslarını devam ettirebilirler mi bilmiyorum ama lige renk kattıkları kesin. Reha Öz, Fatih Solak kendilerini İzmir ekibinde çok iyi buldular, basketbolunu çok beğendiğim Ceyhun Altay’dan patlama bekliyorum.

ANTALYA BÜYÜK ŞEHİR BELEDİYE
Öncelikle ellerinden çok büyük bir koçu kaçırdıklarını belirtmeliyim. Takımı devralan Altar Tunçkol takımın yabancısı olmadığı için şimdilik pek bir sıkıntı yaşamadılar. Takımın eski yıldızı Ricardo Marsh takıma geri döndü ve takımın gücüne güç kattı. Ersin Görkem her geçen gün daha da görkemli ve faydalı oynuyor, oynadığı her yıl bir öncekine oranla daha iyi ve daha kaliteli oynuyor. Can Akın dış şutunu geliştirdiği takdirde Avrupa çapında bir oyun kurucu olabilir ama şu haliyle hep bu seviyelerin oyuncusu olarak kalacaktır.
BANVİT
Oyun kurucuları Crispin’in oyun tarzından hiçbir zaman hoşlanmadım. El Amin vari bir oyun tarzı var ama oyun içindeki tercihlerini özellikle kritik anlardakini genelde yanlış buluyorum. Şutu tuttuğu zaman isabetli olabiliyor ama bu kez de 3 sayılık atışları zorlamaya başlıyor ve takımın hücum ritmini bozuyor. Bana göre takımın el freni. Umut Yenice, Erkan Veyseloğlu, Yunus Çankaya ve Caner Topaloğlu gibi kalburüstü oyuncuları var. Banvit takımı biz basketbol severlerin beklediği patlamayı Selçuk Ernak’la bir türlü yapamıyor, belki de hepimizin damağında kalan Baldwin basketbolunu özlüyoruz ama artık kalıcılığını sağlamlaştırmış olan Ernak’tan basketbol adına daha sıra dışı ve fark yaratacak açılımlar bekliyoruz.

MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE
Çok şanslılar ki 4 tane çok kaliteli yabancıları var, Kimani Friend’ı ve Basden’i çok yakından tanıyoruz zaten. MC Clebb de çok etkili bir oyuncu Lofton üst düzey bir şütör. Lofton’un Ümit Sonkol ile beraber sakatlanması güney temsilcisi için çok kötü oldu. Zaten dar olan rotasyon iyice kısalmış oldu. İnanç Koç takıma liderlik yapıyor. Mersin de basketbolunu çok beğendiğim Altan Erol ve Uluğ Kaçaniku’nun daha fazla katkı yapmalarını bekliyorum. Altan geçen sene kadar olmasa da fena değil ama Uluğ potansiyelinin çok altında oynuyor.

PINAR KARŞIYAKA
Geçen seneki Pınar Karşıyaka’nın yerinde yeller esiyor. Takımın en önemli silahı Hakan Köseoğlu; Hakan kariyerinin zirvesinde iken bir dünya kupası oynadı ve ne olduysa ondan sonra oldu, belki hiç düşüş yaşamadı ama o noktadan sonra bir sıçrayış yaptığını da gören olmadı. Geçen sene Kepezin dümeni ona teslim edildi ve o bildiğimiz süratli temposuna takımı idare etme ve yönlendirme işini de çok iyi yaptı ve neticesinde asist kralı oldu. Bu sene benzer bir etkiyi yaratmak için uğraşıyor. Eğer destek alabilirse bunu başarabilir.

BEŞİKTAŞ COLA TURKA
Beşiktaş Cola Turka yanlış yönetilmenin faturasını bu sene çok fazla çekecek, Ülker gurubundan 5 yıl için alınan paraların 1 senede futbola heba edilmesi takımı oldukça zor durumda bıraktı. Sezona başlayan kadrodaki yabancılar bir bir kaçtılar, şimdi Beşiktaş taraftarlar elindeki yabancıların ne kadar dayanacaklarını merak ediyorlar. Haluk Yıldırım, Muratcan Güler, Cevher Özer ve Mehmet Yağmur gibi elit yerli oyunculara Süper Mario ve Baxter gibi kaliteli yabancıları olan bir takım ligin sonunda en kötü 5. sırada olmalı. İlk beş sıra dışında her türlü sonuç Beşiktaş Cola Turka için başarısızlık olur. Eğer paralar ödenmezse ve yabancılar tekrar kaçalarsa, yerli oyuncularında huzuru kaçarsa koskoca camia sene sonunda play off’a dahi kalamayabilir.

DARÜŞŞAFAKA COPER TİRES
Efes Light son derece başarılı maçlar çıkartıyor, özellikle büyük takımlara karşı Fenerbahçe Ülker’e yaptıkları tarzda sürprizler yapabilirler. Soner Şentürk mükemmel oynuyor. Hammonds’ın gitmesi adeta ona yaradı. Soner çok güçlü ve ayakları çok çabuk bir oyuncu, bu sayede rakibini geçip potaya kadar uzanabiliyor. Can gibi oda şutunu geliştirirse elit düzeye ulaşabilir. Melih Mahmutoğlu lig ilerledikçe kendisine daha fazla güvenecek ve şut yüzdesini sayısını arttıracaktır. Darüşşafaka’nın maçalarından büyük bir keyif alıyorum ve hiç kaçırmamaya çalışıyorum.

OYAK RENAULT
Oyak bu sene duraklama devrine girmiş gibi, biraz daha kıpırdanmaları lazım. Tamamen aynı yerli kadro ile oynuyorlar tek fark Büker kardeşlerin yeniden buluşması oldu. Birlikte oynama alışmış olan bu kadro ilerleyen zamanlarda daha iyi basketbol oynayıp daha iyi sonuçlar alacaklardır.

MUTLU AKÜ SELÇUK ÜNİVERSİTESİ
Ufuk Kaçar’ın tecrübesi ve liderliğinde ligde tutunmaya çalışıyorlar, işleri gerçekten çok zor ama Ufuk asla vazgeçmeyen bir lider. İsmail Çevik artık oynadığı bir takıma kalburüstü katkı vermeli, yetenekleri doğrultusunda oynamalı.

KEPEZ BELEDİYESİ
Kepez Belediyesi spor’a her branşta katkı yapan bir belediye olduğu için basketbolla bir anlık hevesle uğraştıklarını düşünmüyorum. Geçen yıl oldukça başarılı olan takımı gereksiz yere değiştirerek oyuncuları elinde tutamayarak oldukça kötü bir iş çıkarttılar. Alınan üst üste başarısız sonuçlardan sonra eski Bosna Hersek milli takım antrenörlerinden Sabit Hadzic’i yolladılar. Yerine geçen sene Daçka’yı ligde tutarak şapkadan tavşanları sıralayan Halil Üner’i getirdiler. Halil Üner’in gelmesi ile ‘’Traktör’’ Traylor kendi kimliğini buldu. Traktör eğer Avrupa da kalıcı ise gelecek yıl dahi büyük kulüplerin birinde onu izleyebiliriz. Serkan İnan Fenerbahçe de oynarken Aydın Örs’ün savunmada çok fazla güvendiği adamlardan biri idi, Halil Üner ile onunda çıkışa geçeceğini düşünüyorum.

ERDEMİR
Ligden düşmeye en büyük adaylardan biri, kadroları bence çok yetersiz, Hakan Demirel takviyesi Erdemir’i kurtarmayacaktır. Serhan Kavut, Emre Ekim, Gökhan Sunter ve Özgür Bıyık 2. lig seviyesindeki oyuncular. Geriye kalan yerliler de birbirleri ile oldukça uyumsuzlar.

CASA TED KOLEJLİLER
Takımın geneli bana göre 2. lig seviyesinde, Kolej bu sene büyük bir ihtimal küme düşecektir ama hemen hemen aynı kadroyu koruyup tekrar lige dönebilirler. En büyük safları savunma yapmamaları.
Tüm basketbol severlerin yeni yılını kutluyorum, dilerim yeni yıl bize Avrupa da kupa getirir.



İlker KESER
basketci14@gmail.com

ŞİFRELİ YAZI  

Posted by basketçi

ŞİFRELİ YAZI  

Posted by basketçi

Bu yıl basketbol için değişik bir yıl olacak. Basketbol severler; yıllar önce Euro Leage maçlarında Cine 5’in Süper Spor’u ile kısa bir tecrübe yaşadığı şifreyle tam anlamı ile tanışmış oldular. Kişisel fikrim ülke basketbolumuzun henüz şifre olayına hazır olmadığı yönünde. Basketbol henüz geniş kitlelerin seyir zevkine girmediği için bu girişim geri tepebilir. Üstelik basketbol liglerimiz de yer alan takımların bir çoğu müessese takımı, geride kalan ekiplerinde nerdeyse tümü sponsor ön isimli. Maçların şifreli kanaldan yayınlanması neticesinde yeteri kadar reklâmını yapamayacağını düşünen takımlar yavaş yavaş ligimizden ellerini ayaklarını çekip iyice futbola kayabilirler. Yayın gelirlerini arttıralım derken iyiden iyiye yerleşen sponsor sisteminden olmayalım.
Ligimizde tam 6 tane müessese takımı mevcut:
Türk Telekom-Efes Pilsen-Banvit-Aliağa Petkim-Oyak Renault-Erdemir
7 ekibin sponsoru var:
Galatasaray Cafe Crown-Fenerbahçe Ülker-Darüşşafaka Cooper Tires-Pınar Karşıyaka-Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi-Beşiktaş Cola Turka-Casa Ted Kolejliler
Geriye 3 takım kalıyor onlarda belediye takımı:
Mersin Büyük Şehir Belediyesi-Antalya Büyükşehir Belediyesi-Kepez Belediyesi
Belediye takımları da bir nevi reklâm amaçlı kurulmuş takımlar çünkü hepsi güney temsilcisi ve bu iki ilimizin konaklamadaki yatak sayısı nerdeyse ülkenin geri kalanına eşit durumda.
(Takımlar ligdeki sıralamaya göre yazılmıştır.)
Bu uygulamanın etkisini ileriki yıllarda daha iyi göreceğiz ancak Efes Pilsen Euro Leage maçlarını açık kanaldan yayınlatarak bu konuya bakış açısını herkese belli etmiş durumda.
Ülkemizde basketbolun sıçrama yaptığı dönemlere kısaca bir göz atarsak karşımıza hep televizyon yayınları çıkıyor. Ben basketbolumuzu 3 ayrı kuşağa ayırıyorum.
1. Kuşak Beyaz Gölge kuşağı
TRT ekranlarında yayınlanan efsane dizi ülkemizin bir anlamda basketbol ile tanışmasını sağlamış ve bu günlerin temelini atmıştır. Bu kuşak Yugoslavya’yı yenip Balkan Şampiyonu olan Efe Aydanlardan başlayıp Koraç Kupasını kazanan Tamer Oyguçlara kadar herkesi etkilemiştir.
2. Kuşak ise Efes Pilsen’in Avrupa da fırtına gibi esip iki final oynadığı ve bizi gururlandırdığı, yaş olarak bizim dönemimiz. O zamanlar hatırlıyorum da antrenman saatlerimiz bile Efes Pilsen’in Avrupa maçlarına göre ayarlanırdı.
Koç bize Perşembe akşamı şu saatte antrenman var dediğinde tüm takım itiraz eder ve hocam o saatte Efes Pilsen’in maçı var derdik. Hocada yapma ya der ve antrenman saatini ona göre ayarlardı.
79 jenerasyonu yani Kerem Tunçeriler, Hidayet Türkoğulları, Mehmet Okurlar vs. böyle ortaya çıktılar.
3. Kuşak ise 2001 Avrupa şampiyonasında oynadığımız final’in yarattığı etki ile yaşanan patlamadan oluşan 87 jenerasyonu. Cenk Akyollar, Semih Erdenler, Oğuz Savaşlar vs. bu dönemin neticesinde ortaya çıktılar.
Tabiî ki hem 79 hem de 87 jenerasyonu, 2001 ve 2010 şampiyonalarını göz önüne alınıp federasyon tarafından özel bir ilgi gösterilerek, o dönemlere verilen ağırlık neticesinde bu oyuncular kendilerini geliştirdiler ama dikkatli bakacak olursak her 3 dönemde de basketbolun televizyondan izlenme oranının en üst seviyelerde olduğunu görürüz.
Beyaz Gölge efsanesi günümüze kadar ulaşmış durumda, Efes Pilsen’in maçlarından sonra tüm okul hatta tüm öğretmenlerimiz bunu konuşurlardı, basketbola ilgimi bilen herkes bir şekilde Efes Pilsen maçlarını heyecanla benimle tartışmaya çalışırlardı. 2001 sonrası tüm çocuklar bir anda 12 Dev Adamdan biri olma hayali ile yaşıyorlardı. O dönemde yaptığımız basketbol okullarına rekor katılım oluyordu, seans yetiştiremiyorduk.
Bütün bunlar başarı ile beraber televizyonun katkısı ile evlerimize ulaşıyordu. Elbette ki başarı olmadığı sürece ortada izlenebilir bir şey olamaz ama bu haliyle başarıda gelse birçok kimsenin haberi dahi olmayacak.


İLKER KESER
basketci14@gmail.com

Galatasaray Knicks  

Posted by basketçi


90’lı yılların en etkili takımlarından olan Pat Riley yönetimindeki New York Knicks’e; Charles Oakley, eski Efes Pilsen oyuncusu Anthony Mason ve efsane pivot Pat Ewing gibi oyunculardan kurulu center-power forvet-small forvet üçlüsünün fiziklerine, pota altını savunmada ve hücumda domine ediş biçimlerine atıfta bulunarak New York Knickerbockers lakabı verilmişti.
Galatasaray Cafe Crown da Murat Özyer Zizic,Milojevic ve Erdem’i aynı aynı anda oynattığı zaman aklıma hemen New York Knickerbockers geliyor. Pat Ewing önderliğindeki Knics ekibi 90’lar boyunca Önce Jordan’a, Jordan’ın basketbola ara verdiği iki yılda Hakem Alojuwon’a toslayıp şampiyonluk göremeden bir devri kapatmışlardı.
Zizic, Milojevic ve Erdem üçlüsüne Gurovic de eklenince ortaya inanılmaz fizik gücü ile beraber 4 tane aynı tipte topla oynayabilen, koşabilen, hem yüzü dönük hem de sırtı dönük oynayabilen dahası şut sokabilen olağandışı bir ekip çıkıyor. Bu oyunculara 4 ve 5 numaraları bu sene büyük bir başarı ile oynayabilen Cemal Nalga’yı da ekleyince deyim yerindeyse beton gibi bir takım oluyorlar. Cemal Nalga bu sene özellikle hücum ribauntlarını ve bitiriciliğini çok fazla geliştirdi ve takımdaki yerini sağlamlaştırdı.
Galatasaray Cafe Crown maça Cüneyt’in sakatlığı nedeni ile alışık olduğu düzenin dışında başlamak zorunda kaldı. İlk beş başlayan 3 yabancısından birini kesip oyun kurucu mevkisinde Marshall Strickland ile başlayınca pota altında da Cemal Nalga ile başlamak zorunda kaldılar.
Hızlı ve Öfkeli serilerinde, arabalar yarış esnasında NOS’un nitro kitlerinden ilkini ateşleyince hızları birden artar sonra ikinci nitro kitini patlatırlar ve son sürate ulaşırlar. Murat Özyer 2. yarının hemen başında Cüneyt Erden’i oyuna alarak ilk nitro kitini ateşleyerek ilk iki periyotta üstünlük sağlayamadığı rakibine karşı dengeyi sağladı. Son periyotta ise 2. kiti yani Hüseyin Beşok’u sahaya sürerek de rakibini geçmeyi başardı. Sonuç olarak modifiye özellikleri yani, elindeki kadrosu elindeki silahları daha fazla olan Galatasaray Cafe Crown, Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi’ni geniş kadrosunun avantajı ile finiş çizgisinde olsa dahi geçti.
Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi koçu Cengiz Karadağ oyun kurucusu Monty Mack’i yanında fazla tutunca maçı elinden kaçırdı. Özellikle son 1 dakikada sahada olması gerekirken, koç maçın sonunu İlker ve Murat Yolcu ile oynamayı tercih etti. İlker sakatlanınca son 40 saniyede oyuna giren Mack, belki koçuna kızdığından belki de oyuna soğuduğundan üst üste iki hata yapınca Konya ekibi mükemmel mücadele ettiği maçı kaybetmek durumunda kaldı. Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi’nin pivot’u Ekene Ibekwe son derece atletik ve seyir gücü yüksek bir oyuncu. Bundan sonra dikkat ile izlemenizi tavsiye ederim. Ekene Ibekwe, Monty Mack ile skor gücünü de sırtlamış durumda ama bu iki oyuncuya yerli oyunculardan sadece Ufuk Kaçar yardımcı oluyor. Ufuk Kaçar’ın takıma yaptığı liderlik ve sahaya yansıttığı azim ve mücadele üst düzeyde ama İlker, Yolcu, İbrahim Öztürk gibi kısalar daha fazla katkı yapmalı. Özellikle ilk beş başlayan İbrahim Öztürk dış şutlardaki başarısını arttırmalı.
Cüneyt ve büyük oyuncu Hüseyin Beşok’un katkısından bahsettik ama Amerikalı skorer Antonio Graves olmasa 4’te 4 yapmak oldukça zor olacaktı. Erdem, Zizic, Milojevic ve Cemal bu üç oyuncunun dışında günün etkili isimleri idi. Marshall Strickland ve Gurovic ise günün hayal kırıklıkları idi ama geniş kadrolarda öne çıkan isimler bekleneni veremeyen oyuncuların açığını da kapatabiliyor.
Galatasaray Cafe Crown bu yıl Efes Pilsen ve Fenerbahçe Ülker arasından sıyrılıp şampiyon olabilir mi bilmiyorum ama camia böyle bir şampiyonluğa oldukça aç. Buna rağmen tribünlere baktığımızda bir türlü dolu göremiyoruz. Galatasaray Cafe Crown takımında Murat Özyer yer yer eleştiriliyor ve sorgulanıyor.
Galatasaray Cafe Crown geçen sene tarihinin en büyük başarılarından birine imza atarak Uleb Cup’da yarı final oynadı; bu yıl da oldukça etkili bir kadro kuruldu ama seyircide ve taraftarlarda hala bir “ acaba” var.
Geçen sene Beşiktaş Cola Turca koçu Ergin Ataman’ın yaptığı iddialı açıklamalar seyircisi ile oldukça etkili bir sinerji oluşturmuş ve her maçı dolu tribünlere oynamışlardı. Ergin Ataman sadece takımına değil tüm camiaya liderlik etmişti, her fırsatta hem ligde hem de Uleb Cup da şampiyon olacaklarını deklare ediyordu. Beşiktaş belki şampiyon olamadı ama arkasına aldığı muhteşem seyircisinin verdiği coşku ile şampiyon olabilirdi.
Murat Özyer’in basketbol bilgisine ve sahada sunduğu basketbola inanılmaz derecede güveniyorum. Yalnız Murat Özyer yapısı itibari ile sakin duruşu ve yaptığı temkinli açıklamalar ile camiayı havaya sokabilecek bir tip değil. O yüzden şampiyonluk takım içerisinden birileri tarafından her fırsatta telaffuz edilerek camia hareketlendirilmeli.


İLKER KESER
basketci14@gmail.com

Related Posts with Thumbnails